17 Kasım 2013 Pazar

SOSYAL PSİKOLOJİ I - PSİ201U - 2.Ünite – Sosyal Algı: İzlenim Oluşturma -KISA AÖF DERS ÖZETİ - 2013 KREDİLİ SİSTEM ÇAN EĞRİSİNE UYGUN

2.Ünite – Sosyal Algı: İzlenim Oluşturma
İZLENİM OLUŞTURMANIN BİREY YAŞAMINDAKİ YERİ
İzlenim oluşturma bir kişiyle kurulan iletişim süresince algılanan özelliklerin değerlendirilerek o kişi hakkında bir fikir oluşturma sürecidir. Başkaları hakkındaki algılarımız, toplumsal yaşamımızın önemli bir parçasıdır. İnsani özelliğimizin gereği olarak; hemen her zaman bir davranışın nedenini bilmeye, niçin o şekilde davranıldığını açıklamaya çalışırız. Bunu yaparken davranışı içsel bir nedene mi (güdüler, niyet, kişilik özelliği vb.) yoksa çevrenin fiziksel koşulları gibi dışsal bir nedenemi bağlı olduğunu bulmaya çalışırız.

İZLENİM OLUŞTURMANIN TEMEL İLKELERİ
Bu ilkeler
• İzlenimler çok az bilgiye dayalı ve çok çabuk bir şekilde oluşturulur.
• Biz karşımızdakinin en çarpıcı özellikleri ile onu başkalarından ayıran-farklı kılan özelliklerini kullanarak izlenim oluşturmaktayız.
• Bir davranıştan anlam çıkarırken-bir davranışı yorumlarken; o davranışın yapıldığı koşulları esas alırız. Bağlamından soyutlanmış değerlendirmelerde bulunmayız.
• İnsanları tek tek değil, belli grupların üyeleri olarak görme eğilimindeyiz. Dolayısıyla algıladığımız şeyleri (insanları, olayları, durumları vb) önce belli sınıfların-grupların içine yerleştirerek algılarız. Sözgelimi hastanede beyaz önlük giymiş birisini doktor olarak düşünürüz.
• İnsanların davranışlarını yorumlarken, önceki bilgilerimizi kullanırız. Bir öğretmenin davranışını yorumlarken öğretmenlerle ilgili olarak sahip olduğumuz eski bilgilerimizi kullanırız.
• Bizim kendi ihtiyaç ve amaçlarımız, algılamalarımızı etkilemektedir. Sözgelimi bir daha karşılaşmayacağımız birini algılamamız, hep birlikte olacağımız birisini -diyelim ki oda arkadaşımızı- algılamamızdan farklı olacaktır.

İZLENİM OLUŞTURMADA KULLANILAN BİLGİLER
İnsanlar hakkındaki ilk izlenimler, toplumsal ilişkinin bir başlangıcı olmanın ötesinde; bu ilişkinin temel belirleyicisi olmaktadır.
Roller: Bir insana ilişkin izlenim oluşturma sürecinde rol şemalarının önemli bir yeri vardır. Rol şeması, ileride tekrar değinileceği gibi belirli rolleri olan insanlar (doktor, profesör, öğrenci, muhasebeci vb.) hakkında sahip olduğumuz peşin hükümler anlamına gelmektedir. Rol şemalarının sağladığı bilgiler hem fazla, hem açık ve önemli; hem de yarattığı çağrışımlar bakımından daha zengindirler.
Fiziksel İpuçları: Karşılaşılan bir insana ilişkin özellikler hakkında bir çıkarsamada bulunurken; öncelikle onun görünümü ve davranışları üzerine odaklanırız. İlk bakışta yakalanabilen dış görünüm ve davranışla ilgili algılarımız oldukça ayrıntılı izlenimler oluşturmaya olanak sağlayabilir. Sözgelimi bir kimsenin yüzündeki sakalın biçimine bakarak, onunla ilgili pek çok yargıya varılabilir. Benzer şekilde birlikte oyun oynayan bir gruptaki birisinin hep itiraz etmesi ya da mızıkçılık yapıp sesini yükseltmesine tanık olduğunuzda; onun uyumsuz, tahammülsüz birisi olduğuna hükmedeceksiniz. Bazen insanların yüzleri bile onlarla ilgili yargılara esas olabilmektedir. Bebek yüzlü ya da yüzündeki ifade saf olan insanların daha dürüst olduğunu, daha güçsüz olabileceğini düşünürüz.

Ayırıcı Özellikler
Ayırıcı özellikten kastımız, kişide ilk bakışta göze çarpan özellik ya da özelliklerdir. Bu görsel ayırıcılık ya da dikkat çekici durumlar izlenim edinmede son derece etkilidirler. Örneğin yeni işe başlayan kişinin oda arkadaşlarından birisinin bir tiki varsa; onunla ilgili ilk izlenimi ne onun giyimi, ne saç biçimi, hatta ne cinsiyeti değil, bu tiki olacaktır. İnsanlardaki ayırıcı özellikler yukarıdaki örnekte olduğu gibi fiziksel görüntüyle ilgili olabileceği gibi, kişinin tutum ve davranışıyla ilgili de olabilir.

Davranışlardan Kişilik Özelliklerini Çıkarsama
Karşılaştığınız bir kişinin görünüş, davranış, hatta mimik ve jestleri gibi gözlenebilir özelliklerinden; hızla, onun nasıl bir insan olduğuna yani kişilik özelliklerine ilişkin çıkarımlarda bulunmaya yöneliriz. Biz insanların çok yalın, çok basit gözüken bir davranışından; onun bütün kişiliği ile ilgili çıkarsamalarda bulunabiliriz. Sözgelimi evinin balkonunda kuşlara yem veren birisinin yardımsever birisi olduğunu düşünür; bu yardımseverlikten yola çıkarak ona kibarlık, cana yakınlık, merhametlilik gibi özellikler atfederiz.
Gruplama (Sınıflara Ayırma)
Cinsiyet, ırk ve toplumsal sınıf gibi gruplara ayırma da algılamamızı etkiler. Biz başkalarındaki ayırıcı bir özelliğe tepki verirken; çok kez onu, bir grup veya sınıfın parçası olarak algılarız. Biz insanları en genel anlamda, görünüşteki doğal benzerliklere göre sınıflara ayırırız. Sözgelimi insanların kültürel olarak tanımlanmış görünüm farklılıklarına (saçlarının uzun ya da kısa oluşu, makyajlı olup olmaması, giysi türü vb) bakarak onları “kadın” ya da “erkek” sınıfından birisine sokarız. Aynı şey insanları farklı ırklara ya da başka toplumsal gruplara sokmada da geçerlidir.Sözgelimi parktaki kanepe üzerinde uyuyan tıraşsız, kirli-pasaklı, yırtık ayakkabılı bir adam gördüğümüzde, sadece farklı birisi olarak görmez, onu hemen bir evsiz olarak niteleriz. Sınıflara ayırma veya gruplama işlemi çok hızlı ve otomatiktir; ne zaman alır, ne de düşünce gerektirir.
Bağlamın Etkisi
Toplumsal algı bağlamdan da etkilenmektedir. Bağlam etkisi iki şekilde olabilmektedir: Zıtlaştırma etkisi ve benzeştirme etkisi. Zıtlaştırma etkisi, çevresel bağlam dışında yargılar üzerindeki yanlılık etkisi anlamına gelmektedir. Örneğin araştırmalar; çok çekici bir yüz fotoğrafının hemen sonrasında, gösterilen daha az çekici bir yüzün; olduğundan daha az çekici olarak değerlendirildiğini göstermektedir. Bunun tersi de olabilir: Çok çirkin bir fotoğrafın hemen sonrasında gösterilen normal güzellikte bir resim, olduğundan daha güzel olarak algılanır. Buna zıtlık etkisi denilmektedir. Buna karşılık çok çekici birinin fotoğrafıyla, daha az çekici birinin fotoğrafının birlikte gösterilmesi; az çekici olanın, olduğundan daha çekici olarak algılanmasını sağlayacaktır. Buna da benzeştirme etkisi denilmektedir.

İZLENİMLERİ BÜTÜNLEŞTİRME
Biz insanların görünüş ve davranışlarından; hızla onların kişilikleri hakkında çıkarsamalarda bulunmaya geçeriz. Acaba bu ayrı ayrı çıkarsamaları genel bir izlenim bütünlüğüne nasıl dönüştürebiliyoruz. Aşağıda bunu sağlayan mekanizmaların neler olduğu açıklanmaktadır.
Değerlendirme: Bir insan hakkındaki ilk izlenimin en önemli ve güçlü sonucu bir değerlendirme sağlamasıdır. Değerlendirme toplumsal algının en temel boyutudur. Değerlendirmelerimiz iyilik-kötülük, sevimlilik-sevimsizlik, temizlik-pislik, incelik-kabalık nitelemeleridir. Ya da bir kişiyi seviyor muyuz, yoksa sevmiyor muyuz?
Olumsuzluk Etkisi: İzlenim oluşturmada insanlar olumsuz olarak nitelenebilecek özelliklere karşı daha duyarlıdırlar. Olumsuzlar daha çok dikkat çeker. Dolayısıyla bir insana ilişkin izlenimde bu olumsuz yanlar daha çok dikkate alınır. Dahası, olumsuz özelliklere dayalı değerlendirmelere, olumlulardan daha çok güvenilmektedir. Özellik ne kadar olumsuz ise, o kadar güvenilir sayılmaktadır. Olumsuz özelliklerin bir başka etkisi; bütünü belirleyici olmasıdır. Bir tek olumsuz özellik, bütün olumlu özelliklerin üstüne çıkarak kişi hakkında olumsuz izlenime yol açar. “Bir insanın adı çıkacağına canı çıksın” özdeyişi bu gerçeğin bir ifadesidir.

Olumluluk Yanlılığı: İnsanlar algıladıklarını yanlı değerlendirirler, ancak bu yanlılık olumlu değerlendirme şeklinde olmaktadır. Demek istediğim, biz insanları olumlu değerlendirme eğilimindeyiz. Bu olgu olumluluk yanlılığı olarak isimlendirilmektedir. Bu noktada yukarıda açıklanan “olumsuzluk etkisinin” olumluluk yanlılığı ile nasıl bağdaşabileceği akla gelebilir.
Duygusal Bilgi: İnsanlar karşılarındaki kişiye ilişkin değerlendirmelerinde onların duygusal durumlarından da etkilenirler. Çünkü insanlarda gözlediğimiz duygu ve heyecanları kullanarak, onların nasıl birileri olduğunu çıkarsarız. İlişkilerde bunu görmezlikten gelmek ya da yok saymak son derece zordur. Bir insandaki mutluluk duygu durumu, onun özellikleriyle ilgili izlenim edinmeyi kolaylaştırmaktadır. İzlenim edinmede kızgınlık durumu mutluluğa oranla daha az, duygunun olmaması ise en az etkili durumlardır. Ancak bir insan çıkarsama yapmada kendisine güveniyorsa, duygusal ipuçları ne olursa olsun kimi yargılara ulaşacaktır
Anlam Yükleme: Bir kişi hakkında edinilen her yeni bilgiye yüklenen anlam; o kişi hakkında önceden bilinen bilgilere bağlı olarak değişmektedir. Sözgelimi iyi-olumlu özelliklere sahip olarak tanıdığımız birisi ile çevrede kabadayı olarak bilinen birisinin iyi birer judocu olduklarını öğrendiğimizi varsayalım. Birinci kişi için judo biliyor olmak olumu olarak değerlendirilirken, ikincisinin judo bilmesi onu daha tehlikeli kılacağı için olumsuz görülecektir.
Tutarlılık Yükleme: İnsanlara ilişkin algılarımızın çoğu, iyilik ya da kötülük değerlendirmelerimize dayanmaktadır. Yani insanları önce “iyi” ve “kötü” sınıflarından birisine koymaktayız. Bir insanın öteki bütün özelliklerine ilişkin değerlendirmelerimiz; onun hakkındaki bu “iyi” ya da “kötü” değerlendirmelerimize bağlı olacaktır. İyi olarak değerlendirilenler olumlu bir çerçeveye yerleştirilir ve ona hep olumlu özellikler yüklenir. Tersine başlangıçta olumsuz bulunan birisine de olumsuz özellikler yakıştırılır. Bu eğilim “halo etkisi” olarak isimlendirilmektedir. Buna göre eğer bir insanı başlangıçta sevmişsek onu çekici, akıllı, cömert, becerikli vb özelliklere sahip biri olarak varsayarız.

Şemalar
Başkaları hakkındaki bilgileri genellikle, onların ait olduğu sınıflara (sözgelimi kadın ya da erkek olmaları) ilişkin kalıpyargı ve peşin hükümleri kullanarak işleriz. Bu önyargılar için kullanılan bir başka terim “şemadır”. Şemaların işlevleri arasında önemli olanları şunlardır:
• Bilgileri yalınlaştırıp örgütlediği için karmaşık bilgileri işlemeyi kolaylaştırır.
• Ayrıntıları anımsamada yardımcı olur.
• Bilgi işleme hızını artırır.
• Bilgilerimizdeki boşlukları doldurur.
• Yeni bilgileri yorumlayıp değerlendirmede yardımcı olur. Şemalar kişiler hakkında (kişi şemaları) olabilir. Bunlar yaşamımızdaki önemli kişilerle ilgili zihinsel yapılarımızdır. Sözgelimi herkesin Atatürk ile ilgili bir şeması vardır. Şemalar rollerle ilgili olabilir. Bunlar rol şemaları olarak isimlendirilmektedir.

DAVRANIŞA NEDEN YÜKLEME
Yükleme Kuramı (Atfetme Kuramı)
Bu kuram insanların davranışlarıyla ilgili “neden” sorusunu nasıl yanıtladıklarını bulmaya çalışmaktadır. Yükleme kuramı Fritz Heider (1958) tarafından geliştirilmiştir. Heider’e göre, davranışın nedenleri ya çevresel ya da kişisel faktörlere yüklenebilir. Ona göre insanlarda iki güçlü güdü vardır: Birincisi dünyayla ilgili tutarlı-geçerli bir anlayışa sahip olma; ikincisi, çevreyi denetim altında tutma güdüsüdür. Bunlar çevrede olup bitenleri kestirebilme ve denetim altında tutabilme ihtiyacından kaynaklanmaktadır.

Uygun Çıkarsamalar Kuramı Nedensellik yükleme, insanların yaptıkları ya da yapmadıkları şeylerin yani davranışlarının nedenlerini anlamaktır. İnsanların normal koşullarda yaptıkları davranışlar, olması gereken davranışlardır ve bunlar o kişinin özellikleri hakkında fazlaca bir bilgi vermez. Acaba hangi koşullarda yapılanlar bir insanın kişilik özelliklerini gösterebilir? Bir başka şekilde söylersek; hangi koşullar altında ortaya çıkan davranışlar kişilik özelliklerinin göstergesi olabilir? İnsanın gösterdiği bir davranışın o anki koşullar nedeniyle mi yoksa kişilik özelliklerinden mi kaynaklandığını açıklayan bir kuram “Uygun Çıkarsamalar Kuramı”dır. Bu kurama göre davranışın gerçekleştiği bağlama bakmak gerekmektedir. Bu bağlamda kullanılan ölçütlerden birisi toplumsal onaylanabilirlik ya da beğenirlik derecesidir.
Birlikte Değişim Kuramı: Bir şeyin bir davranışın nedeni olabilmesi için; davranış olurken olması, o davranış olmadığında da olmaması gerekir. Birlikte değişim kuramına göre; nedensellik yüklemelerinde bulunurken, üç tür bilgiden yararlanılmaktadır. Bu bilgiler “tutarlılık bilgisi”, “belirginlik bilgisi” ve “yaygınlık bilgisi”dir.
Tutarlılık bilgisi, davranış zaman içersinde ve farklı koşullarda değişiyor mu? Yağız’ın öğretmeniyle ilgili düşüncelerinde; zaman içerisinde herhangi bir değişme oluyor mu yoksa hep aynı mıdır? Yani öğretmeni beğenmediği zamanlar da oluyor mu? Ya da beğendiği korku filmleri de var mı?
Belirginlik bilgisi, bir durum karşısında gösterilen tepkinin o duruma mı özgü olduğuna yoksa benzer bütün durumlarda da gösteriliyor olup olmadığına bakılır. Yağız; öğrenci olarak bütün öğretmenlerini değil de belli bir öğretmeni mi çok beğendiğini söylüyor? Ya da izlediği bu korku filmi için mi berbat diyor; yoksa korku filmlerini genel olarak mı sevmiyor?
Yaygınlık bilgisi, yukarıdaki öğretmen ve film örneğini kullanırsak; başkalarının da o öğretmenle ya da o filmle ilgili değerlendirmeleri Yağız’la benzeşiyor mu? Onlar da öğretmeni daha çok beğeniyor, filmi beğenmediklerini mi söylüyorlar?

YÜKLEME SÜRECİNDE YANLILIKLAR
Temel Yükleme Hatası
Bir insanın yaptığı bir davranışı; içinde bulunduğu koşullarla değil de onun genel eğilimleri ile yani kişilik özellikleri ve tutumlarıyla açıklama eğilimi, temel yükleme hatası olarak isimlendirilmektedir. Genellikle iş yoğunluğu fazla olan örgütlerde (diyelim ki tapu dairesinde ya da nüfus idaresinde) çalışan birisinden bir yardım istediğimizde; o kişi bize soğuk, asık suratlı, sert görünmüşse; saygısız, kaba biri olarak niteleriz. Hâlbuki onun böyle bir izlenim bırakmasının nedeni kişiliği değil iş koşullarıdır.
Oyuncu-Gözlemci Yanlılığı: Oyuncu, bir davranışta bulunan, gözlemci ise onun davranışına tanık olan kişidir. Biz, başkalarının yaptığı hataları onların içsel özellikleriyle; kendimiz aynı hatayı işlediğimizde bunu durumsal faktörlerle açıklama eğilimindeyiz. Bunun nedeni, oyuncunun yaptığı bir davranış hakkında gözlemciden daha fazla bilgiye sahip olmasıdır. Kişi (oyuncu) kendisini daha iyi tanımaktadır. İkinci bir neden farklı bakış açılarından kaynaklanmaktadır. Gözlemci oyuncu ve onun davranışına odaklandığı için çevreyle ilgili koşulları -en azından tamamını-dikkate alamamaktadır. Buna karşılık oyuncu, yaptığı davranışı değil, içinde bulunduğu koşullara (mekan, diğer insanlar, o insanların beklentileri vb) bakmaktadır.
Yanlış Yanlılık Bilgisi: İnsanlar herkesi kendisi gibi bilmektedirler. İnsanların kendi davranış ve düşüncelerinin yaygınlığını-paylaşıldığını abartma eğilimi yanlış yaygınlık bilgisi olarak bilinmektedir. Dilimizdeki “kişiyi nasıl bilirsin, kendim gibi” deyimi tam da bunu anlatmaktadır. Ya da “herkesi kendin gibi mi biliyorsun!” ifadesiyle anlatılmak istenen de budur.


Kendine Hizmet Eden Yükleme Yanlılığı: Başarıdan pay çıkarıp, başarısızlıktaki sorumluluğu yâdsıma eğilimine, kendine hizmet eden yükleme yanlılığı denilmektedir. İnsanlarda başarıyı sahiplenme, başarısızlığın sorumluluğunu ise başkalarına yükleme eğilimi oldukça yaygındır. Örneğin öğrenciler sınavda iyi not aldıklarında bu kendi başarılarıdır; kötü not aldıklarında ya sorular çok zordur, ya da öğretmen zayıf vermiştir. Takımlar iyi hazırlandıkları, iyi oyun çıkardıkları için maçı kazanırlar.


Özetin tamamı için tıklayınız.
AÖF Artık çok kolay!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder